Şanslı Alman Türdaşlarıma Türkiye’den Sevgilerle…

Sevgili insan dostlarım, Merhaba! Cesur ben. Sizlerin sokak köpeği diye tabir ettiği, (SOKÖ diye de kısalttığınızı duyuyorum hatta bazen) sokakları kendine yuva bellemiş, özgür ruhlu, ismi ile müsemma bir dört ayaklı bireyim.

köpek günü

Bundan sonra -bir nevi türdaşlarımın sözcüsü gibi- sizlere buradan sesleneceğim. Kah bizim dünyamızdaki güzel gelişmeleri kutlayacağız, kah dostlarımın başına gelen talihsizliklere birlikte üzüleceğiz. Bizler aramızda koklaşa koklaşa anlaşabiliyoruz ama, sizlerle sizin dilinizden konuşamadıkça anlaşmak pek mümkün olmuyor gibi geliyor bana. O yüzden köşemi kaptım, kalemi kağıdı elime aldım. Haydi hazırsanız başlayalım… 

Girizgah şimdilik yeterli geldiyse, birkaç gündür içimi buruk bir sevinçle dolduran gelişmeyi sizlerle paylaşmak isterim. 

‘Coğrafya kaderdir’ dersiniz ya siz hep, hele bu coğrafyada hayvan olarak doğduysanız o kaderi varın siz tahmin edin. Nerede doğduysan oranın senin türüne biçtiği değer kadar yaşarsın ömrünü. O değer seni rezil de eder, vezir de… 

Ne demek istediğimi bir örnekle anlatmama izin verin. 

Geçtiğimiz günlerde uzak diyarlardan güzel haberler geldi. Alman hükümeti, insan vatandaşlarına evlerinde birlikte yaşadıkları köpek dostlarını günde en az 2 kere gezdirme zorunluluğu getiren bir köpek yasası çıkarmaya hazırlandığını açıkladı.

83 milyon insan nüfuslu Almanya’da tam 9,4 milyon ev köpeği bulunuyor. Yani ülkedeki hanelerin neredeyse % 20’ sinde en az bir köpek yaşıyor. Ülkenin tarım bakanı yaptırdığı araştırmalarla bu köpeklerin yeterince hareket etmediğine kanaat getirince bu yasayı gündemlerine almışlar. Yasanın kapsamında yok yok. İnsanlar köpekleri günde en az 2 kere yürüyüşe çıkaracaklar. Bu yürüyüşler en az 1’er saat sürecek. Köpekler uzun süre zincir ya da tasma kayışına bağlanamayacak. Özgür olacaklar! Gün boyu evde yapayalnız bırakılamayacaklar. İnsanlar günde birkaç kez köpekleriyle oyunlar oynayıp ilgilenecekler. Yahu bir köpek daha ne ister? Köpeğin alıp başını gidesi, bu yaştan sonra gurbetçi olası geliyor! 

Ben bu yeni çıkacak yasaya dair detayları dinleyip iç geçirirken, hatta birazcık da “belki şans bir gün bize de güler be, neden olmasın ki? “ diye umutla hayaller kurarken, Antalya’dan gelen bir haberle yine dünyam başıma yıkıldı. Bir masum türdaşım daha, söylemeye dilim varmıyor ama, tecavüze uğradı. Hem de 71 yaşında biri tarafından. Bu son aylarda aldığımız kaçıncı haber artık… Beynim zonkluyor, patilerim uyuşuyor. Bu nasıl insanlık, benim aklım almıyor. Sizin alıyorsa anlatın bana da ne olur…  

Bunu yapan ”insan”a ne mi oldu dersiniz? Tabii ki sahipli türdaşlarımızın bile “mal” kabul edildiği ülkemizde, biz sokak köpeklerinin adı yok… Küçük bir para cezasıyla salıverilmiş. Çünkü bizlerin hiçbir değeri yok. Çünkü bizim kaderimiz zaten bu coğrafyada dünyaya gelerek çoktan çizilmiş. Çünkü coğrafya gerçekten kadermiş. Üst üste aldığım bu iki haberle bir kez daha anladım bunu. Acı bir tebessüm var şimdi yüzümde. Uzak coğrafyalardaki şanslı köpekler için seviniyor bir yarım. Bir yarım da burada benimle aynı kaderi paylaşanlar için birazcık merhamet, sevgi ve artık bir koruyucu yasa diliyor. Bugün 26 Ağustos Dünya Köpek Günü. Seneye bugünü neşeyle kutlayabilmek dileğiyle…

What do you think?

Paylaşan Cesur

Cesur ben. Sizlerin sokak köpeği diye tabir ettiği, (SOKÖ diye de kısalttığınızı duyuyorum hatta bazen) sokakları kendine yuva bellemiş, özgür ruhlu, ismi ile müsemma bir dört ayaklı bireyim. Bundan sonra -bir nevi türdaşlarımın sözcüsü gibi- sizlere buradan sesleneceğim.