Jessica May: “Tüm hayvanlar gitse insan ruhu büyük yalnızlığa boğulur”

Güzeller güzeli oyuncu Jessica May’in tam bir hayvansever olduğunu bilmeyen yoktur. Biz de kendisini yakalayıp evindeki, sokaktaki tüylü dostlarıyla ilişkisine ve hayvan sevgisine dair koyu bir sohbet gerçekleştirdik. Size keyifli okumalar!

Jessica May

Sevilen oyuncu Jessica May ‘in tüylü dostları Nina ve Tom’la tanışmaya hazır mısın? Türkiye’deki sokak hayvanlarından Jessica May’in anavatanı Brezilya’da yeni çıkan hayvan hakları yasasına kadar pek çok konuyu konuştuk.

Kedilerinizle maceranız nasıl başladı? Nasıl sahiplendiniz onları? Onlar mı size buldu, siz mi onları buldunuz?

Çocukluğumdan beri hayvanlarla büyüdüğüm için onlarla birlikte yaşamaya çok alışkınım. Bebekliğimden beri evimizde kedi ve köpek eksik olmadı. Bu şekilde büyüdüğüm için kendimi çok şanslı hissediyorum. İlk kedimi yağmurlu ve soğuk bir günde, sokağımızda bir apartmandan içeriye girmeye çalışırken gördüm. Karnının çok büyük olduğunu fark ettiğimde hamile olduğunu düşündüm ve onu eve alıp yemek verdim.

Arada dışarı çıkıp tekrar evime geliyordu ve kapıma her geldiğinde onu evin içine alıyordum. Adını Nina koydum. Nina bir süre sonra hiç gitmemeye başladı. Ben de uzun bir süre doğum yapmasını bekledim ama Nina hamile değil, şişkoymuş. Göbekli bir kedim var ama şimdi kontrollü yemek yediği için daha iyi. İkinci kedim olan Tom‘u da 1 yaşına gelmeden yine sokağımda buldum.

Eşim askerdeydi ve geldiğinde ona da sürpriz oldu. Nina ve Tom evde birlikte oynayıp çok eğleniyorlar. Bence eskiden Nina tek başına evde çok sıkılıyordu. Artık ikisi de çok mutlu. Evde bir kedisi olanlar kesinlikle ikinci kediyi de almalılar.

Hayatınıza kediler dahil olduktan sonra rutininizde, ev düzeninizde…ne değişti?

Sürekli evi temizleyen biri olduğum için sadece ekstra olarak onların kumlarını temizliyorum ve mamalarını tazeliyorum. Onlarla birlikte geçirdiğiniz mutlu vakitlerin yanında bunlar çok zamanımı almıyor. Bunun dışında evdeki koltuklarım kedilere uygun olmadığı için yakın bir zamanda hepsini değiştirmem gerekecek sanırım çünkü bu koltukları tırnaklamayı çok seviyorlar.

Kediler için özel yapılan koltuklar varmış, sanırım onlardan almak gerekiyor. Evdeki hasır sepetleri de paramparça ettiler ama bunlara hiç takılmıyorum. Yeter ki mutlu yaşasınlar ve canları sıkılmasın. Bir ingiliz atasözü der ki; ”Bir kedinin gözünde her şey kediye aittir.” Zaten küçücük ömürleri var ve bu ömürlerine ne kadar mutluluk katarsam o kadar mutlu olurum.

‘İyi ki kedilerim var; çünkü…’ bu cümleyi tamamlamanızı istesek, nasıl tamamlardınız?

Çünkü hayata olan bakış açımı değiştirip daha pozitif bakmamı sağladılar. Yanınızda bir hayvan olunca başka şeylere değer vermeye başlıyorsunuz. Onlar sizin hislerinizi gerçekten çok değiştiriyor. İnsan daha duygusal oluyor. Onlarla konuşamıyoruz ama bakışlarıyla ne istediklerini anlamaya çalışıyorsunuz. Bu bir süre sonra sizin hayata bakış açınızı değiştiriyor. Sokaktan bir can kurtarmak gerçekten tarif edilemeyecek bir duygu. Herkesin bunu yaşaması gerekiyor.

Zor günlerden geçiyoruz. Özellikle karantina süreçleri boyunca tamamen evlerimize kapanmak durumunda kalıyoruz. Bu süreçlerde evini hayvan dostlarımızla paylaşanların hem ruhsal hem fiziksel anlamda çok daha sağlıklı kalabildiğine dair araştırma bulguları mevcut. Siz bu bulgulara katılır mısınız? Karantina, kedilerle ruhsal ve fiziksel anlamda çok daha dingin ve sağlıklı geçiyor der misiniz örneğin?

Kesinlikle katılıyorum. Bir kere tembellik yapıp saatlerce uyumuyorsunuz çünkü yatağınızın başına gelip ses çıkararak sizi uyandırıyorlar. Çünkü acıkıyorlar, yemek istiyorlar ve sizinle vakit geçirmeyi bekliyorlar. Size, birlikte yaşadığınızı hatırlatıyorlar. Uyumayı ne kadar çok sevsem de bu güzel bir şey. Siz farketmeden evcil hayvanınız sizi bir disipline sokuyor.

Özellikle köpeğiniz varsa bu durum daha da farklı bir boyut kazanıyor. Çünkü her sabah ve her akşam onu yürüyüşe çıkarmanız gerekiyor ve bu insana gerçekten çok iyi geliyor. Hem sağlıklı bir şey yapmış oluyorsunuz hem de en yakın dostunuzla vakit geçirmenin verdiği tarifsiz bir keyif yaşıyorsunuz.

Bir canlıyı sahiplenmek, hayatına dokunmak nasıl bir his veriyor insana? Onlar elbette ki çok şanlı. Peki ya siz? Siz kendinizi şanslı görüyor musunuz?

Freud ”Bir kediyle geçirilmiş zaman asla vakit kaybı değildir.” sözüyle durumu çok iyi özetliyor aslında. Onların hayatımıza dokunması bizim için büyük bir şans. Özellikle sokaktan alınan hayvanlara bakın, genelde siz onları değil, onlar sizi seçer. Biz bunun çok sonradan farkına varırız.

Sokak canlarını da unutmayalım. Sizin günlük yaşantınızda sokak hayvanları ile ilişkiniz nasıl? Okuyucularımıza sokak hayvanlarına dair mutlaka yapmalarını tavsiye edeceğiniz bir şeyler var mı?

Evimin etrafında çok büyük parklar ve her parkta en az bir tane köpek dostumuz var. İmkanım olsa hepsini evime alıp hepsine kucak açarım. Sırf bu yüzden çok büyük bahçesi olan bir eve taşınma hayalim hep aklımın bir köşesinde duruyor. Özellikle gelişmiş ilçelerde zaten herkes çok bilinçli olduğu için sokak hayvanları çok şanslı. Mamaları ve kulübeleri eksik olmuyor.

Ama bazı yerlerde sokak hayvanlarına işkence yapıldığını görmek beni çok derinden üzüyor. Çantanızda ya da montunuzun cebinde ıslak mama taşımaya başlayın ve her gün geçtiğiniz yerde karşılaştığınız hayvanlarla bunu paylaşın. Civarda hep aynı sokak hayvanları var ama onları umursamadığımız zaman onların farkına varamıyoruz.

Bir mahallede sokak köpeği size saldırıyorsa bu sizin yarattığınız bir şeydir. Bir şey paylaşmadığınız kimse size her zaman yabancılık gösterir. Bu hayvanlarda da böyledir. Ona yemek verip, arkadaş olduğunuz zaman; size saldıran köpeğin artık sizi korumaya başladığını göreceksiniz. Her zaman tedbirli geçtiğiniz sokak bir anda size güven veren bir yer haline gelmeye başlayacak.

Aynı şekilde bu durum kediler içinde geçerli. Bir şeyler paylaştığınız kedi sizi gördüğünüz zaman peşinizde miyavlamaya başlayıp size eşlik etmeye başladığında bunun ne kadar değerli bir şey olduğunu anlayacaksınız. Bu mutluluğu kazanmak çok pahalı değil ama insanlar mutluluğu hep çok zor yerlerde arıyor.

Ülkemizin gündeminden düşmeyen haberlerden biri kuşkusuz hayvanlara yönelik şiddet. Bu haberleri okuduğunuzda, nasıl tepki veriyorsunuz?

Ben normalde karıncaya bile zarar vermeyen bir insanım. Brezilya’daki çiftliğimizde evimize çeşit çeşit hayvanlar giriyor ve ben hepsini onlara zarar gelmeden evin dışına çıkarıyorum. Çünkü yaşadığımız her yer bir zamanlar hayvanlara aitti ve biz zamanla onların yerlerine el koyduk.

Televizyonda ve sosyal medyada bazen hayvanlara şiddet uygulayan insanları gördüğümde; eğer o an onların yanında olsam onlara neler yapabilirim gerçekten tahmin edemiyorum. Gözleri dönüyor insanın diyorsunuz sanırım öyle bir söz var. Benim de gözlerim dönüyor gerçekten. Bu birçok insan gibi benim de hassas olduğum konulardan biri

Brezilyalı olduğunuzu biliyoruz. Brezilya’da durum nedir? Gerek hayvanları satın almak yerine sahiplenme konusunda, gerek sokak hayvanlarına karşı muameleler konusunda ne durumda Brezilya?

Orada sokakta hayvan görmeniz neredeyse imkansız. Olanlar da zaten sokakta yaşayan insanlarla birlikte yaşıyor. Brezilya’da özellikle kırsalda yaşayan insanlar hep müstakil evlerde kaldıkları için hemen hemen herkesin evinde köpek oluyor. Ben sokakta bu kadar çok hayvanın olduğunu ilk defa Türkiye’de gördüm ve bu beni gerçekten çok üzüyor.

Brezilya’da olsa belki bu kadar fazla üzülmezdim çünkü Brezilya sıcak bir ülke ama Türkiye’de kışlar çok soğuk geçiyor. Biz bile kapalı evimizde bazen üşüyoruz. Ama sokak hayvanları her zaman dışarıdalar. Birçok insan bu duruma gözlerini kapatıyor ama bunu düşünmek beni çok üzüyor.

Geçtiğimiz günlerde Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro hayvanlara şiddete yönelik çok ciddi cezalar içeren bir yasaya resmen imza attı. Üstelik imzayı attığı esnada kucağında bir de köpek vardı. Bu yasa ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Yasa, Türkiye’de olumlu anlamda çokça ses getirdi. Brezilya’da da durum benzer miydi?

Gerçekten gurur duydum. Brezilya’da da bu durumu herkes sevinçle karşıladı. Her ülkede olması gereken aslında budur. Onlar hayatımızın bir parçası ve bunu görmezden gelemeyiz.

Okuyucularımıza hayvanlara ve hayvanseverliğe dair özellikle söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

”Tüm hayvanlar gitse insanların ruhu büyük bir yalnızlığa boğulur; insanlar yalnızlıktan ölür.” sözünü unutmasınlar. Hayatınızda yapacağınız en güzel şeyin özellikle muhtaç bir hayvanı sahiplenmek olduğunu unutmayın ve bunu bir yerden hayvan satın almakla sakın karıştırmayın. Hayvan satan yerlerden de asla alışveriş yapıp bu çirkin sektörü desteklemeyin.

What do you think?

Paylaşan heymypet