Bir Var Olma Mücadelesi: Fil Happy

Bugün sizinle uzun zamandır devam eden ve önümüzdeki kasım ayında nihayete ermesi umut edilen bir hukuk mücadelesini anlatacağım. New York’ta Bronx Hayvanat Bahçesi’nde yaşayan fil Happy ile Nonhuman Rights Project’in hikayesi bu…

Fil Happy

Adı Happy yani “mutlu” olsa da kendisi pek de öyle olmayan bir fil o. Hikayesi biraz uzun, o nedenle sabırla okumanı dilerim.

1971 yılında muhtemelen Tayland’da vahşi ortamda doğup bebekken yakalanmış ve aynı sürüden 6 fil yavrusuyla birlikte ABD’ye “ihraç” edilmiş.

O dönem California’da bulunan Lion Country Safari, Inc. şirketine satılan yavrulara Pamuk Prenses’in yedi cücelerinin isimleri verilmiş. Sleepy o yıl ölmüş; Happy, Grumpy, Sneezy, Doc, Dopey ve Bashful ise Florida’da faaliyet gösteren The Lion Country Safari’ye gönderilmiş.

1977’de şirketin sahipleri filleri ülkenin çeşitli yerlerindeki sirklere ve hayvanat bahçelerine yollamış. Happy de Grumpy ile birlikte Bronx’a gönderilmiş. Asya’da vahşi yaşamla ilgili bir serginin parçası olan iki kardeş, insanları taşımaya, çeşitli numaralar yaparak gösteriler sunmaya zorlanmış.

2002 yılına gelindiğinde Grumpy iki başka file (Patty ve Maxine) saldırdığı için uyutulmuş, Happy de bu ikiliden ayrılıp Sammie adlı başka bir dişi filin yanına taşınmış.

HAPPY DÜNYADA BİR İLK

Önümüzdeki günlerde görülecek davaya dayanak olan süreç ise 2005 yılında başlamış. Happy o yıl, canlıların öz bilinç sahibi olmasının işareti olarak görülen aynada kendini tanıma testini geçen dünyadaki ilk fil olmuş.

2006 yılında Sammie de böbrek yetmezliği nedeniyle uyutulunca Bronx Hayvanat Bahçesi, “bir ya da daha fazla fil öldüğünde daha fazla fil almayacaklarını ve sergiyi bitireceklerini” duyurmuş.

O zamandan beri Happy, fil dostlarından uzakta tek başına yaşıyor. Park alanı oldukça geniş olmakla birlikte gününün büyük bir kısmını kapalı alanda kafeslerle çevrili olarak geçiriyor.

Aktivistler sürekli olarak Happy’nin ve diğer arkadaşlarının hayvanat bahçesinden alınıp bir fil barınağına gönderilmesi konusunda çağrılar yapıyor. Hayvanat Bahçesi Direktörü Jim Breheny, “Happy diğer fillerle anlaşamadığı için aynı yerde durmuyorlar ama birbirlerini duyup temas edebiliyorlar” diyor.

Temastan kastın ne olduğu çok net değil ama Breheny, Happy’nin iyiliği için ellerinden geleni yaptıklarını ve filin sağlığı için Bronx’ta kalmasının en iyisi olduğunu vurguluyor.

2017’de Maxine’in de ölümüyle geriye bir tek Patty ve Happy kaldı. Ocak 2019’da Bronx Hayvanat Bahçesi, “Dünyanın en kötü Fil Hayvanat Bahçeleri” listesine ilk sıradan girdi. Buna rağmen barınağa gönderme çağrıları yanıtsız kaldı.

HAPPY KENDİ KADERİNİ TAYİN EDEBİLİR Mİ?

Dava süreci ise 2018’de başladı. Nonhuman Rights Project isimli hayvan hakları örgütü, Happy’nin aynada kendini tanıma testinin sonuçlarına atıf yaparak, bilinçli bir canlı olduğunu, yaşam hakkına sahip olduğunu ve bu nedenle kanuna aykırı bir biçimde hapsedilemeyeceğini savunarak bir dava açma girişiminde bulundu.

Dava dilekçesinde habeas corpus prensibine vurgu yapılarak, “Habeas corpus’un temeli otonom varlıkların kanuna aykırı bir biçimde hapsedilmekten kurtarmaktır. Kendi kaderini tayin edebilen otonom bir canlı olan Happy de kanuna aykırı bir biçimde tutulduğu hapisten derhal serbest bırakılmalıdır” ifadeleri yer aldı.

Sonrasında 2 yıldır devam eden mahkeme süreci biraz uzun ve karışık. Birçok yargıcın ve mahkemenin ret kararlarına karşın, Nonhuman Rights Project girişimlerini sürdürüyor. 19 Kasım’da da New York Yüksek Mahkemesi’nde, Happy’nin kendi yasal hakları olan bir “kişi” olup olmadığına dair duruşma görülecek.

Mahkemenin kararı sadece Happy için değil tüm hayvanlar için bir milat olabilir, hayvanlara yönelik muamelede ve insanlarla hayvanlar arasındaki ilişkilerde yepyeni bir dönem başlayabilir. Ben de büyük bir merakla bekliyorum. Sonucu seninle yine bu köşeden paylaşacağım. Takipte kal…

Paylaşan Petti SMITH

Merhaba, ben Petti! 4-5 yaşlarındayken kelimelerin sırrını çözdüğüm günden beri okuyorum, yazıyorum. Patili canların, farkında bile olmadan hayatı çok daha güzel bir hale getirdiklerini düşünüyorum. Dünyanın dört bir yanından hayvanlarla ilgili alkışı hak eden uygulamaları izliyor, heymypet.com aracılığıyla Türkiye’deki pati severlerle paylaşıyorum.