Dino İle Nasıl Tanıştık? Hikayemizin Devamı…

Eşim köpek sahiplenmek istediğini söylediğinde başta korkup karşı çıktığımı, sonra ısrarlara dayanamayarak bakımını eşimin üstlenmesi şartıyla kabul ettiğimi anlatmıştım. Şimdi Dinomuzun hayatımıza nasıl girdiğini anlatmaya kaldığımız yerden devam…

HİKAYEMİZİN DEVAMI SİZLERLE

Dino ile tanışma hikayemizin başını henüz okumadıysanız buradan okuyabilirsiniz.  

Neyse, nerede kalmıştık? O zamanlar barınaklarla. ücretsiz sahiplendirmelerle ilgili hiçbir bilgimiz yoktu ve maalesef Dino’yu bir çiftlikten satın aldık. Bu kısma ‘maalesef’ deyişimin sebebi Dino, değil sadece hayvan edinme şeklimizi beğenmeyişim. Sonrasında araştırmaya başlayınca  aslında pet shop ve çiftlikleri paramızla nasıl besleyip, zavallı hayvanların doğal olmayan yöntemlerle üretimine çanak tuttuğumuzu gördüm . 

VE DİNO EVDE

Bir Temmuz akşamı minik Dino Beykoz’daki çiftliğinden alındı ve evine doğru yola çıktı. Bunun aslında birlikte geçireceğimiz onlarca yolculuktan sadece biri olacağını henüz bilmiyorduk. Eve geldiğinde karşımızda uzun yoldan hafif sersemlemiş küçük bir tüy yumağı gördük diyebilirim, o kadar küçüktü ki yürümüyor sanki yuvarlanıyor gibi görünüyordu. Israrla aldığımız çiftliğe annesini emebildiği kadar emmesini söylemiştik ,ama gelen yavrunun çok küçük olduğunu söyleyebilirim. 3-4 aylık olduğunu  iddia ettikleri yavru 2,5 aylıktan fazla değildi. Bu aslında hayvanların canlarına verdikleri değerin boyutunu açıkça ortaya koyuyordu. Bu minik sevimli yaratık geldiği andan itibaren cızıklamaya başladı, çıkardığı sesi tam olarak nasıl ifade edeceğimi bilemediğim için cızıklamak diyorum 🙂 Sürekli ağlamaklı bir ses çıkarıyordu, adını tabii ki bilmiyordu, ne görse kemiriyordu ve en kötüsü her yere çiş yapıyordu.

Tam bir felaketle karşı karşıyaydık ama bunların başımıza geleceğini bildiğimiz için hepsine karşı çözümümüz vardı. Buranın özellikle altını çizmek istiyorum çünkü aldığınız her yavru köpeğin özünde bir bebek olduğunu unutmamak gerekiyor. Nasıl insan yavrusunu doyurmak  ve altını almak durumundaysanız hayvanlarda da bu süreç çok benzer hatta insana göre çok daha hızlı adaptasyonunu sağlayabiliyoruz . Ama bu adaptasyonu sağlarken evimizdeki belli eşyalardan vazgeçmek  yada  kirlenmesini göze almak durumundayız. Evinizi yaşam şeklinize göre en kullanışlı hale getirmeniz gerekiyor. Çocuklu evlerde hep prizlerin kapalı olması, sehpaların ortadan kaldırılması, keskin cisimlerin ortalığa bırakılmaması..vs gibi, köpeğin yavruluk süreci de aslında benzer şeyleri içeriyor. Bu süreçte ihtiyacımız olan tek şey sabır ve vicdan diyebilirim. Bu ikisini taşıyan hiç kimse için gerçekten zor değil. 

ZOR ZAMANLAR

Bizi zorlayan problemleri tek tek tespit edip çözüme ulaştırmayla işe başladık diyebilirim . Bunlardan ilki ve en önemlisi tuvalet sorunuydu . Veterinerin tavsiyesi ile sıvı amonyak ve  yetişkin hastalar için kullanılan yatak pedlerinden satın aldık . Amonyak çiş kokusuna çok benzediği için yavrunun tuvalet yeri ararken sizin seçtiğiniz bölüme doğru yönlenmesini sağlıyor . Yatak pedi ise yapılan tuvaletin etrafa yayılmayıp serdiğiniz örtüde kalmasına yarıyor fakat bu çok maliyetli gelirse gazete de aynı işi görüyor. Bunun haricinde hemen hemen tüm yavru köpeklerin yemek yedikten sonra 15 dakika içinde tuvaleti geliyor  ve geldiğinde burunlarını yere dayayarak sürekli kendi etrafında dönüyorlar. Bu benim gözlemlediğim bir hareket, hepsinde farklı seyredebilir ama bu dönemi biraz gözünüz üzerinde  geçirmeniz iyi olacaktır.

Tuvaleti geldiğinde gidip pedin üstüne koyarak  ve başardığında lezzetli bir yiyecek ile ödüllendirerek geçirebilirsiniz. Daha kasları çok gelişmediği için tuvalet tutmakta zorlanabilir ve farklı yerlere tuvalet yapabilirler, bunun için asla cezalandırmamanız fakat düzgün yere yaptığında ödüllendirmeniz gerekiyor. Süreçte evden halıları kaldırmak işinizi kolaylaştırabilir. Dino iki – üç hafta sonra yavaş yavaş doğru yere tuvaletini yapmaya ve adını söylediğimizde tepki vermeye başlamıştı. Zaten ilişkimizin bu süresince Dino ile asla ayrılamayacağımızın farkına varmıştım, bu minik evin her yerini darma duman etse de yaşattığı tecrübelerle insanın ruhuna gerçekten iyi geliyordu…

İşte ilk haftalar böyle geçti. Hikayenin kalan son kısmını bir sonraki yazımıza saklayalım 🙂

Paylaşan Kübra ALKURT

Ben Kübra; Meriko ve Dino’nun annesi, beyaz yakalı bir “seyahatsever”im. Bir hayvan sahiplenmenin ruhuma kattığı güzellikleri başka insanlarla da paylaşmak, hayatı onlarla paylaşmanın imkansız olmadığını göstermek isterim. Birilerine ilham olabilmek en büyük dileğim…