Biz Bu Kediyi Aşılasak Da Mı Baksak, Aşılamasak Da Mı…

Merhabalar, ben A.Said TEKİN. Artık heymypet’teki yazar köşem sayesinde sizinle birçok önemli bilgiyi paylaşacağım. Bir uzman gözünden evcil hayvanları detaylıca ele alacağız. İlk yazım ise kediler ve aşı meselesiyle ilgili. İyi okumalar!

kedilerde aşı

Eveeet başlığı gördünüz ve bu sorunun detayları aşağıda sizleri bekliyorrrr!

Keyifli okumalar.

AŞI NEDİR?

Detaylara geçmeden önce, konumuzun başrolü olan aşıyı tanımakla başlayalım. Aşılar, virüs ve bakteri gibi mikroorganizmaların yanı sıra çeşitli mantar ve parazit türlerinin de hastalık yapma ve tutunma yetenekleri azaltılmasıyla veya ortadan kaldırılmasıyla üretilen biyolojik ajanlardır. En temel görevleri,  vücuda alınmalarıyla birlikte vücudun bağışıklık sistemini harekete geçirmektir. Aynı zamanda bu yolla antikor üretimini sağlamaktır. Böylece vücut bu mikoorganizmayı tanımış olur ve ona karşı savunma hücreleri geliştirir. Yani daha sonra bu mikroorganizma vücuda girse bile ona karşı savaşacak hücreler çoktan hazırlanmış olur. O yüzden aşıları bir nevi vücudu tabii tuttuğumuz eğitim tatbikatları gibi düşünebiliriz.

Peki bu aşılar neden bu kadar önemli? Çünkü özellikle virüslerin yol açtığı hastalıklar gerek bulaşma hızları, gerekse ölüm oranları bakımından oldukça tehlikelidir. Bu hastalıkların bazılarından bahsetmek gerekirse bunlar:

  • Feline Panleukepenia (kedi gençlik hastalığı)
  • Feline Rhinotracheitis (Feline Herpesvirus)
  • Feline Calicivirus
  • Feline Leukemia virüs (lösemi)
  • Kuduz

olarak sıralayabiliriz.

Şimdi ise bu hastalıkları kısaca özetleyelim çünkü bu sayede neden aşı yapmalıyım sorusuna cevap üretmiş oluruz.

AŞISIZ KEDİLERİN KARŞILAŞTIĞI TEHLİKELER

Kedi gençlik hastalığı yani Feline panleukopenia, özellikle 1 yaşına kadarki kedilerde çok şiddetli seyreden bir hastalıktır. Virüs vücuda girince hızla çoğalma yeteneğine sahip kemik iliği hücreleri, bağırsak hücreleri gibi hücrelere yerleşir ve buna bağlı olarak vücut içerisinde hızla yayılır.

Aynı şekilde Feline Rhinotracheitis (feline herpesvirus) de özellikle sinir hücrelerine yerleşir ve kedi dostlarımızın ömrü boyunca varlığını sürdürebilir. Bu hastalık da daha çok yavrularda ortaya çıkar ama her yaşta görülebilir. Patili dostlarımızın hem solunum hem de sindirim sistemini etkileyen gerçekten şiddetli bir hastalıktır.

Feline Calisivirus’ün semptomları da tıpkı Feline Rhinotracheitis’e benzer. O semptomlara ek olarak bu virüs, ağız içerisinde ve dilde ciddi yaralar oluşturur. Bununla beraber solunum sistemine de daha fazla etki eder.

Belkide en zor hastalıklardan biri olan Lösemi hastalığına geldi sıra. Bu hastalık vücudun birçok yerinde birden fazla tümoral oluşumla seyreder ve tedavisi de oldukça güç ve zahmetlidir. Aslında viral hastalıklar genellikle sadece tek sisteme değil, birden fazla sisteme etki etme eğilimindedir. Bununla beraber hızlı çoğalma ve gelişme yeteneklerini de göz önüne aldığımızda epey kısa sürede ortaya ölümcül etkiler çıkar.

Tüm bunları konuştuktan sonra bu hastalıkları engelleme açısından en önemli yardımcımız olan aşıların etki mekanizmasından bahsetmek iyi olur. Virüs, bakteri gibi mikroorganizmalarda protein yapılı antijenler bulunur ve bu antijenler sayesinde antikor üretimi gerçekleşir. Bu antijenler vücuda girdikleri anda immunsistemi ( bağışıklık sistemi ) uyarırlar. İmmunsistem ise antijenleri vücuda yabancı birer yapı olarak görür ve her birine karşı onlarla savaşacak antikorlar üretir. Bu antikorlar, vücut hücreleri tarafından hafızaya kaydedilir. Bu sayede aynı antijen vücuda girdiği anda bu hücreler tarafından tanınır ve halihazırda bulunan antikorlar sayesinde kolayca yok edilir.

HER KEDİYE AŞI ŞART, DIŞARI ÇIKMASA BİLE!

Eveeet , aşıların genel mekanizmasından ve hastalıklardan kısaca bahsettikten sonra biraz daha konunun günlük hayat kısmına geçebiliriz…

Özellikle Covid-19 aşılarının artması ve uygulamalarının yaygınlaşması ile web tarayıcılarında en çok aranan sorulardan biri de ‘neden aşı olmalıyım’ oldu. Bu soruya verilecek en basit cevap: ‘Hastalıktan korunmak için’ cevabı olacaktır. Vücudumuza aşı yoluyla alacağımız antijenlere karşı oluşacak antikorlar ve buna bağlı olarak artacak olan antikor seviyesi bizim hastalığı en hafif şekilde geçirmemizi veya hiç geçirmemizi sağlar. Bundan dolayı aşılama yapmak gerek bizlerde, gerekse patili dostlarımızda bir şart haline gelir. Aşılama konusuyla ilgili en sık aldığımız soru ise: ‘Kedimi hiç dışarıya çıkarmıyorum, dışarı ile hiç temasımız yok. Buna rağmen aşılama yaptırmam gerekir mi?’ oluyor.

Konuyu kısaca özetlemek gerekirse, kedilerimiz hiç dışarı çıkmasalar bile bizler bazı hastalık etkenlerini ve çeşitli parazitleri taşıyarak onları enfekte edebiliriz. Örnek olarak Feline calisivirus doğada çok uzun yıllar canlı kalabililir. Üstelik bu hastalığı taşıyan kedilerin salya ve burun akıntısı gibi salgıları da bu etkeni taşır. Bu iki durumu göz önünde bulundurduğumuzda hastalıklı kedilerin bu etkenlerine temas ederek onları evimize kadar taşıyabiliriz. Sonra da kendi dostlarımızı enfekte edebiliriz. Ayrıca bu etkenleri hiç farkında olmadan pantolomuzun paçasıyla bile eve getirebiliriz. Demem o ki, aşılama şart.

Aşılamalardan bahsederken iç-dış parazit aşısından bahsetmemek olmaz ancak iç-dış parazit aslında bir aşılama değil ilaçlamadır. Bu parazitler, minik dostumuzun yaşam kalitesini düşürür ve aldığı besinden tam olarak faydalanamamalarına sebep olur. Mesela bit, pire ve kene gibi dış parazitler yavrumuzun tüy yapısını bozarak kaşıntılara ve deri problemlerine yol açar. Bu da minik dostumuzu strese sokar. Ayrıca dış parazitlerin bizzat kendisi de çeşitli hastalıkları taşıyarak ufaklığı enfekte edebilir. İşin iç parazit boyutuna geldiğimizde, iç parazitler minik dostumuzun yediği mamanın özellikle bağırsaklarda emlimini bir nevi önler. Bu sebeple de dostumuzun iyi bir şekilde gelişmesine engel olur. Bir yandan da iç-dış parazit uygulaması yapılmayan minik dostlarımız taşıdıkları parazitleri bizlere de bulaştırabilir ve bu parazitlerin çoğu, bizlerde de hastalıklara sebep olur.

kedilerde aşı

AŞILARIN YAN ETKİLERİ

Tabii bir de aşıların yan etkilerinden kısaca bahsetmek gerekiyor. Aşılar, yapılarında bulundurdukları zayıflatılmış veya öldürülmüş hastalık etkenleri nedeniyle vücudun immunsistemini tetiklerler. Buna bağlı olarak vücutta savunma mekanizması olarak ateş yükselmesi gözlenebilir. Bununla beraber şayet minik dostumuzun immunsistemi baskılanmış durumdaysa ( stres faktörleri , hastalık durumları, yetersiz beslenme vb.) uygulanan aşının etkenine göre dostlarımızda hastalığın kendisni de görebiliriz. Ek olarak aşı uygulama bölgesinde çeşitli aşı reaksiyonları, şişkinlik ve kızarıklıklar da görülebilir. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda aşı uygulaması öncesinde çeşitli noktalara dikkat etmek gerekir. Bundan ötürü:

Aşıların öncesi ve sonrasında yapılması ve dikkat edilmesi gereken şeyleri aşağıya sıraladık. Bunları birer tavsiye olarak düşünebilirsiniz.

  • Minik dostumuzun beslenme düzeni çok iyi olmalı.
  • En az 1 hafta önceden immunsistem destekleyici ilaç ve takviyeler kullanılmalı.
  • Veteriner hekiminden genel muayene yapması (şayet yapılmıyorsa) istenmeli.
  • Aşı öncesi ve sonrası minik dostumuz mümkün olduğunca stresten uzak olmalı.
  • Aşı uygulamalarına gelip giderken ufaklığın stres seviyesini en alt seviye de tutacak uygulamalar ( taşıma kutusunun üzeri örtülebilir, evde veya araç içerisinde ödül maması verilebilir, anti-stres mamalar kullanılabilir vs. ) yapılmalı.
  • Aşı uygulamalarından önce tam kan sayımı (hemogram) ayrıca hastalığa spesifik testler yapılmalı.
  • Aşı sonrası, aşı uygulanan bölgeye sıkça masaj yapılarak aşıya bağlı oluşan şişliklerin minimuma indirilmesi ve emiliminin hızlandırılması sağlanabilir.

AŞILARLA İLGİLİ GENEL BİLGİLER

Son olarak her kedi sahibinin aşılar ile ilgili bilmesi gerekenler:

  • Aşılar minik dostumuz 6 haftalık olduktan ve genel kontrolleri yapıldıktan sonra (vücut ısısı, vücut ağırlığı, genel iştah durumu vb.) uygulanabilir.
  • İlk aşılamalar rapel (tekrar) dozlar olacak şekilde uygulanır. İlk aşılamalar bittikten sonra yılda bir sefer olmak üzere en az 5 yaşına kadar devam edilmeli.
  • İlk aşılamalarımızda özellikle önem verdiğimiz karma aşısı, lösemi aşısı ve kuduz aşısıdır. Bu aşılarla beraber iç ve dış parazit uygulaması da oldukça önemli.
  • İlk aşılamalarımızda tekrar dozlar olacağını belirtmiştik. Bu konuyla ilgili olarak dikkat etmemiz gereken en temel şey, tekrar dozlar arası süredir. Bu süre maksimum 21 gün olabilir ve en ideali, 14. günde tekrar aşılama. Bunun sebebi ise maksimum antikor seviyesinin 14.günde şekillenmesi ve 21.güne doğru azalmaya başlamasıdır.
  • Bunlar haricinde iç-dış parazit uygulamalarından da bahsetmiştik. İç-dış parazit uygulamalarımızı ise kış aylarında iki ayda bir, yaz aylarında ise ayda bir olacak şekilde uygulanmasını öneriyoruz. Bunun en temel sebebi ise özellikle yaz aylarında dış parazitlerin (pire, kene vb.) yumurtadan çıkma ve yumrurta bırakma dönemlerine bağlı olarak sayılarının artmasıdır.
  • Tüm bu aşı ve uygulamalara ek olarak mantar aşısını eklemeden olmaz. Mantar sporları halihazırda minik dostumuzun derilerinde bulunur ancak minik dostumuzun immunsistemi güçlü olduğu sürece herhangi bir mantar enfeksiyonu ortaya çıkmaz. İmmunsistemin baskılandığı durumlarda ise sporlar olgunlaşarak mantar enfeksiyonuna sebep olurlar. Tıpkı diğer aşılarda olduğu gibi mantar aşısı etkenleri sayesinde de mantara karşı antikor üretebilmek mümkün. Bu arada diğer aşılardan farklı olarak mantar aşıları tedavi için de kullanılır.

Tüm bu durum, hastalık ve etkenleri göz önünde bulundurduğumuzda minik dostumuzu 6 haftalık yaştan itibaren aşılamak gerekir. Aşılar onların sağlığı ve refahı için büyük önem arz eder ve yaşam kalitelerini yükseltir. Nitekim gerek viral hastalıklar gerekse paraziter hastalıklar hem bize hem de onlara ciddi zararlar verir. Bundan dolayı aşılar, zamanı geldiğinde mutlaka yapılmalı ve ihmal edilmemeli. Veteriner hekiminizden minik dostumuza uygun bir şekilde aşı programını hazırlamasını ve uygulamasını isteyebilirsiniz. Yani biz bu kedileri aşılayıp da bakalım… Sizlere ve patili dostlarınıza sağlıklı ve huzur dolu günler dilerim.

Paylaşan Vet. Hek. A. Said TEKİN

Merhaba, Ben A. Said TEKİN. Dicle Üniversitesi Veteriner Hekimliği Fakültesi’nden mezunum. Yanıma çocukluğumdan gelen hayvan sevgisini ve hem veteriner hekimliği mesleğini hem de kendimi geliştirme tutkusunu alarak kurulu düzenimi geride bıraktım. İstanbul’da yaşamaya ve çalışmaya başladım. Şu an özel bir veteriner kliniğinde veteriner hekim olarak görev yapmaktayım. Bununla beraber öğrencilik yıllarımda gerek evcil hayvan gerekse çiftlik hayvanları üzerinde çeşitli eğitimlere katıldım ve bu branşlarda staj çalışmalarında bulundum. Fakültemiz bünyesinde ve diğer sosyal sorumluluk projelerinde gönüllü olarak çalışmalara katıldım. Edindiğim bilgi ve tecrübeleri de sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyacağım…